Özellikle düğün, şenlik, festival ve futbol müsabakalarının
yoğunlaştığı dönemlerde, bir sevinç gösterisi olarak
ortaya çıkan ve basında “Maganda Olayı / Serseri Kurşun”
yaygın adıyla bilinen usulsüz silah kullanımının yol
açtığı kazalar, basın ve medya kuruluşlarının haber
ve yorumlarına yansıyarak kamuoyunu artan şekilde meşgul
etmektedir.
Makalenin
hazırlanmasında, konuya ilişkin mevzuat hükümleri incelenmiş,
basın haberleri taranmış, yapılan yorumlar irdelenmiş,
araştırma yazılarından ve uzman görüşlerinden yararlanılmıştır.
Makalede,
mevzuat hükümlerine kısaca değinildikten sonra, konuya
ilişkin tespitler yapılacak, değerlendirmeler ve geliştirilen
öneriler arz edilecektir.
İlgili
Mevzuat Hükümleri
Usulsüz
silah kullanımına, bu şekilde bazı kimseleri yaralama
ve ölümüne yol açmaya ve ruhsatsız silah taşıma ve bulundurmaya
ilişkin mevzuat incelenmiştir. İlgili hükümler, aşağıda
özetlenmiştir:
Türk
Ceza Kanunu’nun 170. maddesinde, kişilerde korku, kaygı
veya panik yaratabilecek tarzda silâhla ateş edilmesi
veya patlayıcı madde kullanılmasının "altı
aydan üç yıla kadar hapis cezası" ile cezalandırılacağı
belirtilmiştir.
Türk
Ceza Kanunu’nun 85. maddesinde, taksirle bir insanın
ölümüne neden olan kişinin, üç yıldan altı yıla kadar
hapis cezası ile; 89. maddede ise, taksirle başkasını
yaralayan kişinin, üç aydan bir yıla kadar hapis veya
adlî para cezası ile cezalandırılacağına dair hükümler
bulunmaktadır.
Türk
Ceza Kanunu’nun 21. maddesinde, kişinin, suçun kanunî
tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine
rağmen, fiili işlemesi hâlinde olası kastın varlığına
hükmedilmektedir.
6136
Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler
Hakkında Kanun’un 13.maddesinde, kanun hükümlerine aykırı
olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın
alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir
yıldan üç yıla kadar hapis ve üç bin liradan beş bin
liraya kadar ağır para cezası hükmolunmuştur.
Soruna
İlişkin Tespitler
Usulsüz
silah kullanımının artması ve yaygınlaşması, devlete,
kamu düzenine ve kolluk kuvvetlerine duyulan güveni
zedelemektedir. Toplum, devlet organlarının üzerine
düşeni yapamadığı ve aciz kaldığı hususunda güvensizlik
psikolojisine itilmektedir. Bu güvensizlik psikolojisinin
bizzat kendisi de bireysel silahlanmayı körüklemektedir.
Emniyet
Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre,
2004
yılının ilk altı ayı ile 2005 yılının ilk altı ayı karşılaştırıldığında;
-
İhmal ve kazaen öldürmeye karışan 8’i ruhsatlı,
15’i ruhsatsız silah sayısının, her iki grupta da
6’şara indiği görülmektedir.
-
6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçunun işlenmesinde,
ruhsatlı silah sayısı 286’dan 292’ye, ruhsatsız
silah sayısı 2773’den 3427’ye yükselmiştir.
-
Kasten adam öldürme suçunda da, olaya karışan ruhsatlı
silah sayısı 48’den 49’a, ruhsatsız silah sayısı
206’dan 301’e yükselmiştir.
Rakamlara
bakıldığında şu iki sonuca varılmaktadır:
-
Ruhsatlı silahlarla işlenen suçlar belli bir düzeyde
sabit kalmaktadır ve bu düzey anlamlı yükselme ve
düşme eğilimi göstermemektedir.
-
Ruhsatsız silahlarla işlenen suçlar %50’lere varan
oranlarda artmıştır. Bu ise vatandaşlar tarafından
edinilen ruhsatsız silahların sayısında ciddi artış
olduğu anlamına gelmektedir.
Kamuoyunda,
havaya ateş eden kimseler ile ruhsatsız silah taşıyan
kimselerin adliyeye intikal ettirilmesi halinde, öngörülen
cezaları alt limitten aldığına ve bunun da para cezasına
çevrildiğine dair yaygın kanaat bulunmaktadır. Bu sebeple,
cezai müeyyidenin toplum üzerinde caydırıcılığı yetersizdir.
Basında
ve sivil toplum kuruluşlarının bildirilerinde, bireysel
silahlanmanın özellikle son on yılda arttığına dikkat
çekilmektedir. Bunun temel sebepleri arasında şunlar
yer almaktadır:
-
Yasadışı örgüt kadrolarının tasfiyesi ile açığa
çıkan silahlar, zaman içinde özellikle büyükşehirlerde
yine aynı terör örgütü yandaşı ve uzantısı suç örgütlenmelerinin
kullanımına bırakılmaktadır.
-
Kırsal kesimde yaşayan vatandaşlar tarafından terör
örgütüne karşı savunma amacıyla edinilmiş ruhsatsız
silahlar, göç ile birlikte büyükşehirlerin dolaşım
sistemine girmiştir.
-
Körfez Savaşı sonrası Irak’ın kuzeyinde oluşan güvenlik
boşluğu nedeniyle, buradan bölge ülkelerine ruhsatsız
silah akışı gerçekleşmiş ve ülkemiz de bu akıştan
belli ölçüde etkilenmiştir.
-
Vatandaşlar tarafından edinilen ruhsatlı ve ruhsatsız
silah sayısındaki artışın en önemli etkeni, silah
fiyatlarının her geçen gün düşmesidir. 1990 yılı
öncesi, orta değerdeki bir ruhsatlı hafif silah
ortalama bir lüks daire veya araba değerinde fiyatla
alıcı buluyorken, bugün, ruhsat masrafları hariç
100 YTL’ye kadar inen fiyatlarda hafif silah satın
alınabilmektedir. Özellikle yerli silah sanayisinin
de devreye girmesinden sonra, silah fiyatlarının
bireysel silahlanmayı sınırlandırıcı etkisi tamamen
ortadan kalkmıştır.
Hafif
silah üretiminin kolaylaştığı ve maliyetinin ucuzladığı
günümüz şartlarında, ruhsatlı silah edinme şartlarının
zorlaştırılması ve ruhsat masraflarının artırılması,
ruhsatsız silaha olan talebi yükselttiği uzmanların
ve görevlilerin tamamına yakınının ortak kanaatidir.
Ayrıca,
herhangi bir resmi işleme tabi olmaksızın yaygın olarak
satılan, fatura ile birlikte taşınabilen, barut gazı
basıncıyla gerçek silaha benzer ses ve özellikler göstererek
çalışan ve “kuru-sıkı” tabir edilen silahlar önemli
bir sorun teşkil etmektedir.
Değerlendirme
Ve Öneriler
Ruhsatsız
silaha yönelişin önlenmesi, usulsüz silah kullanımını
caydırıcı tedbirlerin alınması, ruhsatlı silah sahiplerinin
eğitiminin sağlanması ve toplumda bireysel silahlanma
eğiliminin psiko-sosyal zemininin iyileştirilmesi ekseninde
belirlenen çözüm önerileri aşağıda sıralanmıştır:
-
Ruhsatsız silah bulundurma ve taşımanın cezai sınırı
yükseltilmeli ve hapis cezası para cezasına çevrilmeyecek
şekilde ilgili kanun yeniden düzenlenmelidir. Ruhsatsız
silah bulundurmak ve taşımak ciddi risk haline getirilmelidir.
Ruhsat alımının da kolaylaştırılmasıyla, kayıt dışı
silah dolaşımının önü alınmalıdır. Bu şekilde, “ruhsatsız
silahlar sadece ve sadece suç işlemek için edinilir”
anlayışı topluma hâkim kılınmalıdır.
Ruhsatlı
silahların edinilmesi ve ruhsat yenilenmesi işlemleri
sırasında, silahtan çekirdek ve kovan balistik örneği
alınmalı, dijital arşiv oluşturulmalı ve bu şekilde
usulsüz kullanım hususunda caydırıcılık sağlanmalıdır.
-
Bir eğlence, düğün veya kalabalıkta, havaya ateş
ederek herhangi bir kimsenin ölümüne sebep olan
kimse, hem “taksir” göz önüne alınarak asgari altı
aya kadar inen hapisle, hem de “olası kast” göz
önüne alınarak azami 20 yıl hapisle yargılanabilmektedir.
Yeni Türk Ceza Kanunu’na girerek ceza tayininde
belirleyici hale gelen “olası kast”, adli işlemleri
için yürüten kolluk ve yargı personeli için yeni
bir kavramdır.
Türk Ceza Kanunu’na yeni giren “olası kast” halinin
doğru tespit edilebilmesi ve yargılamanın sağlıklı gerçekleştirilebilmesi
için, kolluk kuvvetleri bu hususta verilen eğitimlerde
bilgilendirilmelidir.
- Bu suçlar kimi
zaman, maç, düğün, festival ve eğlence mekânlarında
alkollü iken işlenmekte ve sıklıkla alkolün tesiri
ile silaha sarılma, teşhir etme ve havaya ateş etme
olayları gerçekleşmektedir.
6136
Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler
Hakkında Kanun’una yapılan kontrollerde belli bir düzeyin
üstünde (trafikte vasıta kullanma düzeyi) alkollü iken
silah taşıyan kimselerin ruhsatlarının iptal edileceğine
dair hüküm eklenmelidir.
- Ruhsatlı silah
alacak kimselerin silahlarını güvenle bulundurabilmeleri,
taşıyabilmeleri, kullanabilmeleri ve bakımını yapabilmeleri
için herhangi bir eğitim şartı ve bu eğitimin alındığını
belgeleyen sertifikaya sahip olma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Ruhsatlı
silah alacak kimselerin, “Silah Güvenliği Temel Eğitimi”ne
tabi tutulmaları ve sertifikalandırılmaları gerekmektedir.
- Ruhsatsız silah
edinmedeki artan eğilimin önlenmesi için, ruhsat
edinme şartları ve işlemleri kesinlikle zorlaştırılmamalıdır.
İşlemler için ödenen harç miktarları azaltılmalıdır.
Halen Silah Ruhsat Harcı olarak tahsil edilen yaklaşık
445 YTL ve Silah Taşıma Harcı olarak tahsil edilen
yaklaşık 1.390 YTL, miktar olarak, ikinci el silah
fiyatları ile karşılaştırıldığında, ruhsatsız silaha
yönelmeyi etkileyecek kadar fazladır.
- Her türlü eğlence
ve kutlamalarda, genellikle ilk atışlar kuru-sıkı
tabancalarla yapılmakta ve herkesi etkileyerek ateşli
silah kullanmayı tetikleyecek kitle psikolojisi
oluşturmaktadır.
Ruhsatlı
ve ruhsatsız silah sahiplerinden bir kısmı, yanlarında
yedek olarak kuru-sıkı tabanca taşımakta ve herhangi
bir olay sonrasında gerçeği yerine bu silahları teslim
etmektedirler.
Kullanıldığı
yerlerde gerçek ateşli silahla kuru-sıkı silah arasındaki
fark seçilemediği için, çevredeki insanlar üzerinde,
devlet otoritesinin hiçe sayılarak havaya ateş edildiği
ve kolluk kuvvetlerinin müdahale etmediği hissini uyandırmaktadır.
Kolluk
kuvvetleri, görevleri sırasında herhangi birinin elinde
ve üzerinde kuru-sıkı silahlarla karşılaştığı zaman,
ciddi tedirginlik yaşamakta ve hata riskine itilmektedirler.
Sürgü
ve kasaları itibarıyla belli bir sağlamlıkta olan bu
tabancalar, namlusu değiştirilmek suretiyle kolaylıkla
ruhsatsız ateşli silaha dönüştürülebilmektedir. Bu haliyle
sahibine de zarar verecek donanıma sahip olan bu ruhsatsız
silahlar, suç aleti haline gelmektedir.
Gençleri
şiddete yönlendirmekten başka hiçbir faydası olmayan
ve ateşli silahların usulsüz kullanımını kışkırtan kuru-sıkı
tabancaların ithali, üretilmesi, satışı, bulundurulması
ve taşınması yasaklanmalıdır.
- Sosyolojik açıdan
bakıldığında, silah sahibi olmak, özellikle kırsal
kesimde ve kentlerin kır kültürünü yansıtan bölgelerinde,
halen bir ayrıcalık ve prestij vesilesi olarak algılanmaktadır.
Hususiyetle düğünler esnasında havaya ateş edilmesiyle,
çevreye, düğün yapan ailenin canını, iffetini ve
malını korumaya muktedir olduğu mesajı verilmek
istenmektedir.
Toplumun
özellikle kırsal kesimde sosyolojik olarak görülen durum,
kişilik bozukluğu taşıyan kimselerin etkisiyle, maganda
olaylarının ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Kişiliği
tam oturmamış kimseler, kendilerini çevreye yetişkin
olarak ispat etme ve sahip olamadıkları meslek, kariyer,
zenginlik, yakışıklılık ve benzeri özelliklerden doğan
açığı kapatma amacıyla bu tür gösterişlere girerler.
Üniversitelerde
ve Polis Akademisi’nin eğitim kurumlarında, silahla
işlenen bu tür suçların sosyolojik ve psikolojik etkenleri
konusunda bölgesel bilimsel araştırmaların yapılması
teşvik edilmelidir.
- Televizyonlarda
yayınlanan ve yüksek reytinglerle seyredilen mafya
dizileri ve çoğunlukla internet kafelerde oynatılan
şiddet içerikli bilgisayar oyunları, gençler arasında
silah taşıma ve kullanmaya duyulan özentiyi artırmaktadır.
Özellikle
çocukların uyku saatlerinin dışındaki saatlerde, öncelikle
senaryolu televizyon programlarında (dizi, film ve canlandırma)
yer alan şiddet, kan, ceset ve silah görüntüleri sınırlandırılmalıdır.
Milli
Eğitim müfredatına ve ders kitaplarına, şiddet içerikli
televizyon programlarını çocukların sağlıklı olarak
değerlendirmelerini sağlayacak ve psikolojileri üzerindeki
etkilerini azaltacak konu ve okuma parçaları konulmalıdır.
*
Murat YILDIRIM İçişleri Bakanlığı Araştırma ve Etütler
Merkezi'nde görevlidir.
|