Araştırma ve Etütler Merkezi (AREM)

Makaleler (İç Güvenlik)

Usülsüz Silah Kullanımı Sorunu "Maganda Kurşunu"-Murat YILDIRIM*, 4. Sınıf Emniyet Müdürü

Özellikle düğün, şenlik, festival ve futbol müsabakalarının yoğunlaştığı dönemlerde, bir sevinç gösterisi olarak ortaya çıkan ve basında “Maganda Olayı / Serseri Kurşun” yaygın adıyla bilinen usulsüz silah kullanımının yol açtığı kazalar, basın ve medya kuruluşlarının haber ve yorumlarına yansıyarak kamuoyunu artan şekilde meşgul etmektedir.

Makalenin hazırlanmasında, konuya ilişkin mevzuat hükümleri incelenmiş, basın haberleri taranmış, yapılan yorumlar irdelenmiş, araştırma yazılarından ve uzman görüşlerinden yararlanılmıştır.

Makalede, mevzuat hükümlerine kısaca değinildikten sonra, konuya ilişkin tespitler yapılacak, değerlendirmeler ve geliştirilen öneriler arz edilecektir.

İlgili Mevzuat Hükümleri

Usulsüz silah kullanımına, bu şekilde bazı kimseleri yaralama ve ölümüne yol açmaya ve ruhsatsız silah taşıma ve bulundurmaya ilişkin mevzuat incelenmiştir. İlgili hükümler, aşağıda özetlenmiştir:

Türk Ceza Kanunu’nun 170. maddesinde, kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silâhla ateş edilmesi veya patlayıcı madde kullanılmasının "altı aydan üç yıla kadar hapis cezası" ile cezalandırılacağı belirtilmiştir.

Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesinde, taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişinin, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile; 89. maddede ise, taksirle başkasını yaralayan kişinin, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılacağına dair hükümler bulunmaktadır.

Türk Ceza Kanunu’nun 21. maddesinde, kişinin, suçun kanunî tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi hâlinde olası kastın varlığına hükmedilmektedir.

6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 13.maddesinde, kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üç bin liradan beş bin liraya kadar ağır para cezası hükmolunmuştur.

Soruna İlişkin Tespitler

Usulsüz silah kullanımının artması ve yaygınlaşması, devlete, kamu düzenine ve kolluk kuvvetlerine duyulan güveni zedelemektedir. Toplum, devlet organlarının üzerine düşeni yapamadığı ve aciz kaldığı hususunda güvensizlik psikolojisine itilmektedir. Bu güvensizlik psikolojisinin bizzat kendisi de bireysel silahlanmayı körüklemektedir.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre,

2004 yılının ilk altı ayı ile 2005 yılının ilk altı ayı karşılaştırıldığında;

  • İhmal ve kazaen öldürmeye karışan 8’i ruhsatlı, 15’i ruhsatsız silah sayısının, her iki grupta da 6’şara indiği görülmektedir.
  • 6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçunun işlenmesinde, ruhsatlı silah sayısı 286’dan 292’ye, ruhsatsız silah sayısı 2773’den 3427’ye yükselmiştir.
  • Kasten adam öldürme suçunda da, olaya karışan ruhsatlı silah sayısı 48’den 49’a, ruhsatsız silah sayısı 206’dan 301’e yükselmiştir.

Rakamlara bakıldığında şu iki sonuca varılmaktadır:

  • Ruhsatlı silahlarla işlenen suçlar belli bir düzeyde sabit kalmaktadır ve bu düzey anlamlı yükselme ve düşme eğilimi göstermemektedir.
  • Ruhsatsız silahlarla işlenen suçlar %50’lere varan oranlarda artmıştır. Bu ise vatandaşlar tarafından edinilen ruhsatsız silahların sayısında ciddi artış olduğu anlamına gelmektedir.

Kamuoyunda, havaya ateş eden kimseler ile ruhsatsız silah taşıyan kimselerin adliyeye intikal ettirilmesi halinde, öngörülen cezaları alt limitten aldığına ve bunun da para cezasına çevrildiğine dair yaygın kanaat bulunmaktadır. Bu sebeple, cezai müeyyidenin toplum üzerinde caydırıcılığı yetersizdir.

Basında ve sivil toplum kuruluşlarının bildirilerinde, bireysel silahlanmanın özellikle son on yılda arttığına dikkat çekilmektedir. Bunun temel sebepleri arasında şunlar yer almaktadır:

  • Yasadışı örgüt kadrolarının tasfiyesi ile açığa çıkan silahlar, zaman içinde özellikle büyükşehirlerde yine aynı terör örgütü yandaşı ve uzantısı suç örgütlenmelerinin kullanımına bırakılmaktadır.
  • Kırsal kesimde yaşayan vatandaşlar tarafından terör örgütüne karşı savunma amacıyla edinilmiş ruhsatsız silahlar, göç ile birlikte büyükşehirlerin dolaşım sistemine girmiştir.
  • Körfez Savaşı sonrası Irak’ın kuzeyinde oluşan güvenlik boşluğu nedeniyle, buradan bölge ülkelerine ruhsatsız silah akışı gerçekleşmiş ve ülkemiz de bu akıştan belli ölçüde etkilenmiştir.
  • Vatandaşlar tarafından edinilen ruhsatlı ve ruhsatsız silah sayısındaki artışın en önemli etkeni, silah fiyatlarının her geçen gün düşmesidir. 1990 yılı öncesi, orta değerdeki bir ruhsatlı hafif silah ortalama bir lüks daire veya araba değerinde fiyatla alıcı buluyorken, bugün, ruhsat masrafları hariç 100 YTL’ye kadar inen fiyatlarda hafif silah satın alınabilmektedir. Özellikle yerli silah sanayisinin de devreye girmesinden sonra, silah fiyatlarının bireysel silahlanmayı sınırlandırıcı etkisi tamamen ortadan kalkmıştır.

Hafif silah üretiminin kolaylaştığı ve maliyetinin ucuzladığı günümüz şartlarında, ruhsatlı silah edinme şartlarının zorlaştırılması ve ruhsat masraflarının artırılması, ruhsatsız silaha olan talebi yükselttiği uzmanların ve görevlilerin tamamına yakınının ortak kanaatidir.

Ayrıca, herhangi bir resmi işleme tabi olmaksızın yaygın olarak satılan, fatura ile birlikte taşınabilen, barut gazı basıncıyla gerçek silaha benzer ses ve özellikler göstererek çalışan ve “kuru-sıkı” tabir edilen silahlar önemli bir sorun teşkil etmektedir.

Değerlendirme Ve Öneriler

Ruhsatsız silaha yönelişin önlenmesi, usulsüz silah kullanımını caydırıcı tedbirlerin alınması, ruhsatlı silah sahiplerinin eğitiminin sağlanması ve toplumda bireysel silahlanma eğiliminin psiko-sosyal zemininin iyileştirilmesi ekseninde belirlenen çözüm önerileri aşağıda sıralanmıştır:

  • Ruhsatsız silah bulundurma ve taşımanın cezai sınırı yükseltilmeli ve hapis cezası para cezasına çevrilmeyecek şekilde ilgili kanun yeniden düzenlenmelidir. Ruhsatsız silah bulundurmak ve taşımak ciddi risk haline getirilmelidir. Ruhsat alımının da kolaylaştırılmasıyla, kayıt dışı silah dolaşımının önü alınmalıdır. Bu şekilde, “ruhsatsız silahlar sadece ve sadece suç işlemek için edinilir” anlayışı topluma hâkim kılınmalıdır.

Ruhsatlı silahların edinilmesi ve ruhsat yenilenmesi işlemleri sırasında, silahtan çekirdek ve kovan balistik örneği alınmalı, dijital arşiv oluşturulmalı ve bu şekilde usulsüz kullanım hususunda caydırıcılık sağlanmalıdır.

  • Bir eğlence, düğün veya kalabalıkta, havaya ateş ederek herhangi bir kimsenin ölümüne sebep olan kimse, hem “taksir” göz önüne alınarak asgari altı aya kadar inen hapisle, hem de “olası kast” göz önüne alınarak azami 20 yıl hapisle yargılanabilmektedir. Yeni Türk Ceza Kanunu’na girerek ceza tayininde belirleyici hale gelen “olası kast”, adli işlemleri için yürüten kolluk ve yargı personeli için yeni bir kavramdır.

Türk Ceza Kanunu’na yeni giren “olası kast” halinin doğru tespit edilebilmesi ve yargılamanın sağlıklı gerçekleştirilebilmesi için, kolluk kuvvetleri bu hususta verilen eğitimlerde bilgilendirilmelidir.

  • Bu suçlar kimi zaman, maç, düğün, festival ve eğlence mekânlarında alkollü iken işlenmekte ve sıklıkla alkolün tesiri ile silaha sarılma, teşhir etme ve havaya ateş etme olayları gerçekleşmektedir.

6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’una yapılan kontrollerde belli bir düzeyin üstünde (trafikte vasıta kullanma düzeyi) alkollü iken silah taşıyan kimselerin ruhsatlarının iptal edileceğine dair hüküm eklenmelidir.

  • Ruhsatlı silah alacak kimselerin silahlarını güvenle bulundurabilmeleri, taşıyabilmeleri, kullanabilmeleri ve bakımını yapabilmeleri için herhangi bir eğitim şartı ve bu eğitimin alındığını belgeleyen sertifikaya sahip olma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Ruhsatlı silah alacak kimselerin, “Silah Güvenliği Temel Eğitimi”ne tabi tutulmaları ve sertifikalandırılmaları gerekmektedir.

  • Ruhsatsız silah edinmedeki artan eğilimin önlenmesi için, ruhsat edinme şartları ve işlemleri kesinlikle zorlaştırılmamalıdır. İşlemler için ödenen harç miktarları azaltılmalıdır. Halen Silah Ruhsat Harcı olarak tahsil edilen yaklaşık 445 YTL ve Silah Taşıma Harcı olarak tahsil edilen yaklaşık 1.390 YTL, miktar olarak, ikinci el silah fiyatları ile karşılaştırıldığında, ruhsatsız silaha yönelmeyi etkileyecek kadar fazladır.
  • Her türlü eğlence ve kutlamalarda, genellikle ilk atışlar kuru-sıkı tabancalarla yapılmakta ve herkesi etkileyerek ateşli silah kullanmayı tetikleyecek kitle psikolojisi oluşturmaktadır.

Ruhsatlı ve ruhsatsız silah sahiplerinden bir kısmı, yanlarında yedek olarak kuru-sıkı tabanca taşımakta ve herhangi bir olay sonrasında gerçeği yerine bu silahları teslim etmektedirler.

Kullanıldığı yerlerde gerçek ateşli silahla kuru-sıkı silah arasındaki fark seçilemediği için, çevredeki insanlar üzerinde, devlet otoritesinin hiçe sayılarak havaya ateş edildiği ve kolluk kuvvetlerinin müdahale etmediği hissini uyandırmaktadır.

Kolluk kuvvetleri, görevleri sırasında herhangi birinin elinde ve üzerinde kuru-sıkı silahlarla karşılaştığı zaman, ciddi tedirginlik yaşamakta ve hata riskine itilmektedirler.

Sürgü ve kasaları itibarıyla belli bir sağlamlıkta olan bu tabancalar, namlusu değiştirilmek suretiyle kolaylıkla ruhsatsız ateşli silaha dönüştürülebilmektedir. Bu haliyle sahibine de zarar verecek donanıma sahip olan bu ruhsatsız silahlar, suç aleti haline gelmektedir.

Gençleri şiddete yönlendirmekten başka hiçbir faydası olmayan ve ateşli silahların usulsüz kullanımını kışkırtan kuru-sıkı tabancaların ithali, üretilmesi, satışı, bulundurulması ve taşınması yasaklanmalıdır.

  • Sosyolojik açıdan bakıldığında, silah sahibi olmak, özellikle kırsal kesimde ve kentlerin kır kültürünü yansıtan bölgelerinde, halen bir ayrıcalık ve prestij vesilesi olarak algılanmaktadır. Hususiyetle düğünler esnasında havaya ateş edilmesiyle, çevreye, düğün yapan ailenin canını, iffetini ve malını korumaya muktedir olduğu mesajı verilmek istenmektedir.

Toplumun özellikle kırsal kesimde sosyolojik olarak görülen durum, kişilik bozukluğu taşıyan kimselerin etkisiyle, maganda olaylarının ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Kişiliği tam oturmamış kimseler, kendilerini çevreye yetişkin olarak ispat etme ve sahip olamadıkları meslek, kariyer, zenginlik, yakışıklılık ve benzeri özelliklerden doğan açığı kapatma amacıyla bu tür gösterişlere girerler.

Üniversitelerde ve Polis Akademisi’nin eğitim kurumlarında, silahla işlenen bu tür suçların sosyolojik ve psikolojik etkenleri konusunda bölgesel bilimsel araştırmaların yapılması teşvik edilmelidir.

  • Televizyonlarda yayınlanan ve yüksek reytinglerle seyredilen mafya dizileri ve çoğunlukla internet kafelerde oynatılan şiddet içerikli bilgisayar oyunları, gençler arasında silah taşıma ve kullanmaya duyulan özentiyi artırmaktadır.

Özellikle çocukların uyku saatlerinin dışındaki saatlerde, öncelikle senaryolu televizyon programlarında (dizi, film ve canlandırma) yer alan şiddet, kan, ceset ve silah görüntüleri sınırlandırılmalıdır.

Milli Eğitim müfredatına ve ders kitaplarına, şiddet içerikli televizyon programlarını çocukların sağlıklı olarak değerlendirmelerini sağlayacak ve psikolojileri üzerindeki etkilerini azaltacak konu ve okuma parçaları konulmalıdır.


* Murat YILDIRIM İçişleri Bakanlığı Araştırma ve Etütler Merkezi'nde görevlidir.

 
©AREM tarafından hazırlanmıştır.